bolluk

n. abundance, lashings, plenty, stores, plentifulness, wealth, looseness, wideness, affluence, ampleness, amplitude, bonanza, copiousness, cornucopia, effusion, effusiveness, exuberance, exuberancy, fleshpot, fleshpots, flood, fullness, fulness, glut
* * *
1. abundance 2. affluence 3. copiousness 4. luxuriance 5. plenitude 6. plenteousness 7. plentifulness 8. profusion 9. glut (n.)

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • bolluk — is., ğu 1) Bol olma durumu Eteğin belinde bir bolluk var. 2) Parasal bakımdan rahatlık Hep eski bolluk zamanlarında yapılmış büyük vezir konaklarına rastlanırdı. A. Ş. Hisar 3) Fazlalık Öteden beri dergileri kaplayan şiir bolluğundan ürkerim. N.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eli bolluk — is., ğu Eli bol olma durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nerede bu bolluk — bu işi yapmak sanıldığı kadar kolay değil, imkânlar sınırlı anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CEVEF — Bolluk …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • lort gibi — bolluk içinde ve rahat bir biçimde Onların öyle lort gibi kurulup durduklarına bakmayın. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • paşa gibi yaşamak — bolluk içinde yaşamak, bey gibi yaşamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bey gibi yaşamak — bolluk içinde yaşamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kont gibi yaşamak — bolluk içinde yaşamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • varlık içinde yaşamak — bolluk içinde sıkıntısız yaşamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yediği önünde, yemediği ardında — bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıglıg — bolluk içerisinde bulunan (kimse) I, 147 ekşili, içine konanı ekşiten, I, 147bkz:açıglık § açıglıg küp; içine konanı ekşiten küp, içinde ekşi bulunan küp I, 147 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.